Nuh Tufanı

Nuh’un Gemisi, Cudi ve Cizre

Hz. Nuh’un tufan hadisesi Kur’an-Kerim’de çok detaylı anlatıldığı halde geminin boyutları ve insan sayısı belirtilmemiştir. Allah”Ey Nuh! Gözetimimiz altında ve sana bildirdiğimiz gibi gemi yap”…emrini verince, O’da Cebrail’in verdiği plan çerçevesinde tahtadan yapılmış, çivi ile çakılmış geminin inşasına başlar. Ayrıca her cinsten birer çiftin gemiye alınması da Hz. Nuh’a emredildi. 35_1_20_2007_818
Tevrat ise gemiyi gofer ağacından, uzunluğu 300, genişliği 50, yüksekliği 30 arşı, içi ve dışı ziftlenmiş olarak tasvif eder…Babil ve Akadlar’a göre gemi 120×120 m. boyutlarında, küp şeklinde, yedi katlı ve dokuz bölümlüdür…Gılgameş Destanı’nda geminin yüzeyi 12 iku, duvarlarının her biri 10 gar, altı kat olup, genişliği yedi, içi dokuz bölmelidir ve üzerine altı sar zift dökülmüştür…İran Avesta kitabına göre, gemi kare bir sığınak şeklindedir.avlusu,balkonu,koridorları,kapı ve pencereleri vardır… Sümerler’de gemi dev gibidir… Grekler’e göre ise Hz. Nuh’un gemisi bir kaynakta tekne,diğer bir kaynakta sandıl olarak tanımlanır…
Gudiler’e göre gemi tahtadan yapılmış olup içinde Nuh, Ham, Sam, İryan, Eşer, Emne, Aişe, Tara, Raina ve Rebab adlarında beşi erkek altısı kadın olmak üzere onbir kişi bulunur.
İlkçağlardan bugüne kadar Cudi Dağı, Novakin, Hılgırt,Cudi,Missir ve Gudi adlarıyla anılmıştır.Şimdi Londra’da oturan Kuzey Iraklı arkeolog Abdullah Zehavi tarafından bir ingiliz bankasında saklanan yereL dille ve çivi yazısı ile yazılmış Guti plaketleri iki yıllık süre içinde bir kkısmı çözülüp 1984 yılı ocak ayında bir dizi halinde ,”Hz. Nuh’un Gemisinin Durduğu Dağ”başlığı altında Mısır’ın yarı resmi gazetesi el-ahram’da yayınlanmıştır…Bu plakette Hılgırt Dağı üzerinde geminin durduğu,daha sonra vahiyle dağa Novakin adının verildiği yazmaktadır.Cebrail, Hz.Nuh’u kutladığında Hz. Nuh tufan belası ile kafirlerden kurtulduğu içn gülmüş ve sevinmiştir.Plakette Novakin ”güldü,sevindi”anlamına gelir.Şu anda Hılgirt adı Kuzey Irak’ta bulunan Kürtler ve Gılae şehri ahalisi tarafından Cudi için kullanılmaktadır.Şimdi de geminin durduğu yerde Cebrail kapısı vardır.

Milattan binlerce yıl önce Gudi (Guti) imparatorluğu Cizre-Silopi arasında, Gıreçulyan köyüne 4 km. mesafede Cudi Dağı eteğinde Bajarkard diye adlandırılan başkentlerini kurmuşlardır. Böylece Botan’dan Basra’ya kadar Akkdad,Ellam Sumer devletlerini yüzyıl kendi hakimiyetleri altında tutmuşlardır.Gudilerin ünü dağı aşmış olduğundan dolayı artık halk Nuvakin-Hılgirt adlarını terkedip,Gudi Dağı adını kullanmaya başladı.Ancak Gudi İmparatorluğunun çöküşü ve daha sonra milattan önce 1395 yıllarında Asurlular’ın Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde hükümran olmaları ile asimilasyon politikası gereği,Asurlular Gudi adını yasaklayıp, Asurca bir kelime olan Missir (Nissir) adını kullandılar ve Cudi dağının adı artık Missir Dağı oldu.
1872 yılında Sir Austen Layard ve asistani Hormuzd Passan tarafından Irak’ın Musul kenti yakınında bulunan Asurbanipal’a ait 12 plaketin yanısıra Asur Kralı Sanherib’in kütüphanesine ait 30.000 plaket bulundu. Bunlar İngiliz donanma gemileri ile İngiltere British Museum’a konuldu.1899 yılında Britis Museum’da yapılan çalışmalar neticesinde Sümer çivi yazı çözülünce Gılgameş Destanı bulundu.Gılgameş Destanı’nın on birinci plaketinde tufan olayı anlatılıyordu.Geminin durduğu yerle ilgili bu yazılar çok dikkat çekiciydi:”Gemi Missir Dağı’na oturdu.Missir Dağı gemiyi tuttu,gemi devrilmedi”…Missir Dağı arkeolojik kaynaklarda Dicle Zap suyu arasında Dicle’nin doğusuna düşen dağlar olarak tarif edilirdi.Buna göre Missir Dağı Cudi Dağı’dır…
Missir adının Cudi (Gudi) dağı olduğunu biz yine bölgedeki incelemelerimizden de anlıyoruz. Cizre’nin 3 km. kuzeyinde adı Kurtuluş Köyü olarak değiştirilen köyün adı Missiri köyüdür. Halen yerel dille halk bu ismi kullanmaktadır. Bu köy Şırnak yolu üzerinde Cudi Dağı’nın başlangıç noktasında olduğundan dağa ait köy anlamına gelen nisbet izafesi kullanılarak kendisine Missiri denilmiştir.Son 35 yılda burada Asur hristiyan köylüleri oturmakta idi. 35_1_30_2007_101
Yine Cudi Dağı yamacında kurulu Asur heykelleri, kaleleri, şelalesi, surları, kilisesi, camisi bulunan Cizre Şah(Çağlayan) köyü beylerinin adları Missir(Musur)olarak geçer.Cizre İlçe Nüfus Müdürlüğü’nde, Hessana(Kösreli) Asuri hristiyan höyü nüfusuna kayıtlı(cilt 025/01 hane 22) 1946 İsa ve Zulfu’dan doğma Musur Kulan da aynı şekilde Cudi ‘nin eski adını kullanmıştır.Hessana köyü geminin durduğu yere yaya birkaç saat mesafede Cudi Dağı’nın yamacında kuruludur.
Asur kralları tufan olayına çok önem verdiklerinden Cudi Dağı’nın Çeko tepesine aşağıdan doruğa doğru 6 değişik noktada Kral Sanherib’in kabartma heykellerini yapmışlardır. Bu heykellerde kral şehadet parmağı ile geminin durduğu yeri gösterir.
Tevrat,Eski Ahid’in Tekvin bölümünün 6-9 bablarında ”Ve gemi Ararat dağlarına indi”demektedir.Ancak 2.Nabukadnazar milattan önce 597’de Ken’an kuzeyindeki Yahudi Krallığı’na saldırarak Kudüs’ü ele geçirip,yakıp yıkarak Kral Yahokin ile birlikte yahudi önderleri Babil’e sürgüne göndermiştir.Bu sürgün süresi içinde yahudiler,Babil’de toplanmış bulunan Mezopotamya kültür belgelerini de inceleyerek kaybolan Tevrat’ın gövdesini oluşturduklarında birçok mitolojik ve yanlış bilgiler de Tevrat’a girmiş oldu.Ararat Dağı sözleri de bu yanlış bilgilerden biridir.Ağrı Dağı’nın üzerinde gemiden Nuh’un evinden,mescid veya mezarından herhangi bir işaret ve emare bulunmamaktadır.Zirvenin 35 metresi devamlı buzuldur.
1954 yılında Amerikalı bilginlerden Mr.Smith ve ingiliz coğrafyacılardan Egorton Sykes,Ağrı Dağı’na çıktılar ve burada birşey bulamadılar…Yine Washington Arkeolojik Araştırma Enstitüsü’nden George E. Vandeman ile yeryzünü ölçme bilginlerinden Ohio Üniversitesi’nden Arthur Branderberger yaptıkları incelemelerde Ağrı Dağı’ında birşey bulamadılar….1983 ağustos ayında astronot James Irwing ve altı alman arkadaşı da Ağrı Dağı’nda yaptıkları incelemelerde hiçbir şey bulamadılar.

35_1_30_2007_620
X. yüzyıla kadar Ermeni yazarlarının eserlerine dayanarak Ağrı (Ararat) dağının tufan münasebetiyle olmadığını,oldukça büyük bir katiyetle tespit etmek kabildir… Eski Ermeni rivayetlerinde Nuh’un gemisinin bir dağ üzerine oturması hakkında bir rivayet yoktur.Nuh’un gemisinin Ağrı Dağı’na oturmasına ait rivayet XI. ve XII. yüzyıllardan itibaren Ermeni edebiyatında yer almaya başlamıştır…
İslam dininin gelmesi ile Hz. Muhammed’e indirilen Kur’an-ı Kerim’in Hud suresinin 44. ayetinde ”Yere, ‘suyunu çek’ ey gök, sen de tut denildi,su çekildi iş de bitti.Gemi Cudi’ye oturdu.Haksızlık yapan millet Allah’ın rahmetinden uzak olsun denildi.”buyurulmaktadır.
Kur’an Asurlular’ca ismi değiştirilen ve önce Cudi olan bu kutsal dağa eski adını iade etmiş oldu.Şu anda Mısır,Suudi Arabistan ve birçok arap devletlerinde C harfleri G olarak okunmaktadır.Şimdide Mısırlılar cumhuriyet kelimesini gumhuriyet.cudi kelimesini gudi olarak okurlar.Arap alfabesinde Ç,G,J,P harfleri olmadığından,bu harflerle başlayan kelimeleri kendi dillerine uydurarak söylerler.Japan’a Yaban,Çin’e Sin,Cudi’ye Gudi dedikleri gibi.
Buna mukabil Assurolug ve araştırmacı Layard King 1904 yılında Cudi dağının üzerinde tufan ile ilgili Asur Kralı Sanherib’in heykellerini ve Nuh’un gemisi ile ilgili tarihi eserleri tesbit ettiğini söylemiştir. A.J.Wensick de ”Cudi dağı Dicle kenarındaki Cizre’nin 32 km. kuzydoğusunda,Şırnak kasabasının 17 km. güneydoğusunda,Mardin ve Siirt vilayetleri hududu üzerinde Türkiye-Irak hududunda 15km. mesafede, yüksekliği 2100 m. olarak bilinen dağdır. Cudi dağının havalisi bugün bile Nuh’un hayatına dair hatıralarla doludur.”demektedir…
Bir alman grubu Cudi’de keşifler yapmış ve Alman Devletler Araştırma Enstitüsü üyelerinden Friedrich Bender,Gılgameş Destanı ile Kur’an-ı Kerim’den yola çıkarak kanıtlar bulmuştu.Bunlar katrana benzer bir madde ile yapıştırılmış tahta parçaları idi.Analiz sonucu katranın 50.000 yıllık,tahta parçalarının 6630 yıllık oldukları anlaşıldı.Hata payı 300 yıldı.”…
İslam alimleri Cudi Dağı hakkında birbirine yakın görüşler ileri sürmüşlerdir.Beyzavi’ye göre ”Cudi Dağı,Cezire’de Musul’a yakın bir dağdır.”…Katade,”Allah Nuh’un gemisini Cezire topraklarından Cudi üzerine bir ibret ve alamet olmak üzere bıraktı ki;ümmetinin ileri gelenleri onu görsünler.”demiştir.Mücahid,Cudi’nin Cezire’de bir dağ olduğunu söyler.Elmalı’nın ifadesine göre ”Cudi engince bir dağ ki,Musul da Cezire de veya Amid de denilmiştir.”Feyruz ise ”Cudi Dağı Musul topraklarındaki Nu-saybin dağıdır.”der…İbn Kesir söz konusu dağın bugünkü Cudi Dağı olduğu görüşündedir…Abdullah Yusuf Ali de,”Cudi,Cezire-i İbn Ömer karşısında olan dağdır.”’demektedir….
Arap coğrafyacılardan Şabüşti,Kitabü’l-Dirat adlı eserinde Cudi üzerinde vaktiyle mevcut ve ”Deyrülcudi”denilen manastırdan bahseder…Mu’cemü’l-büldan adlı eser Cudi dağında Nuh’un mescidinin hala durduğunu yazar….Büyük gezgin Herevi de Cudi dağında Hz. Nuh’un evinin olduğunu bildirir….
İbn Battuta Cizre’ye gelirken ”Orada indiğimiz gün gördük ki yüksek ve uzunca bir dağdır.”ifadesini kullanır….
Çok eski arap şairlerden İbn Kaysel Rukiyyet ile Ümmeye b.Ebü’s-Salt’ın şiiirlerinde geçen Cebelicudi’nin artık Arabistan’da değil el-Cezire’de bulunan dağ olduğu anlaşılmalıdır…..Ebu Hayyan,Cudi’nin Cezire’de veya Amid’de ulunduğu yönündeki rivayetleri Musul’a yakınlığına bağlar….. Yakut el-Hamevi ise. ünlü Cudi’den başka Arabistan’da Tay kabilesinin yaşadığı yerlerdeki iki dağdan birine Cudi denildiğini belirtir.
Cudi,Cizre kasabasının kuzeyinde,Şırnak kasabasının güneyinde Hezil ırmağı ile Dicle arasında 2114 m.yüksekkiğinde bir dağdır…..Milattan önce 250 yıllarında yaşamış olan tarihçi Berrassos’un rivayet ettiği tufan hikayesine dayanılarak,geminin Cudi Dağının üzerinde durduğu nakledilir.
XII.yüzyılda yaşamış olan Cizreli tarihçi İbnü’l-Esir,Nuh Peygamber gemisi için ”Musul topraklarındaki Karda’da bulunan Cudi Dağı’na gelip onun üzerinde karar kıldı.”demektedir…..Yine İbnü’l-Esir”Bundan sonra Nuh gemiden çıkıp el-Cezire topraklarında bulunan Karda tarafında bir yere gitti ve orada bir köy kurup ”Semanin”(seksen) adını verdi.Çünkü yanında bulunanların sayısı 80 kişiden ibaretti ve her biri kendisi için bir ev yapmıştı.Bu köy halen de”Sükü’s-Semanin” adını taşımaktadır.”…..ifadesini kullanır.
1973 temmuzunda beş arkadaşımla beraber binlerce yıldan beri her sene yapılan Cudi panayırına katılmak üzere Hesena köyüne gittik. Oradan altı saatlik bir tırmanışla yaya olarak Cudi Dağı’na tırmandık.150 kişiden fazla insan Cizre,Şırnak.İdil,Silopi,Uludere,Beytüşebap ve köylerinden Cudi panayırına gelmişlerdi.Her sene Rumi temmuzun bir,iki ve üçüncü cumalarında bu panayır yapılırdı.Tefler çalınır,gece ateşler yakılır,zikir edilir,kurban kesilirdi.Biz de üç gece Cudi Dağı’nın zirvesinde kaldık.Geminin durduğu yer 2114 m. yükseklikte zirvede 500 metrekarelik bir alandır.Duvarlarla çevrili olan geminin durduğu yere ”Sefine” denilir.Sefine,arapçada ”gemi” demektir.Sefine’nin batısında Nuh’un mescidi bulunur.Binlerce yıldan beri ilk tevhid dininde Enigah (Tembıl)) diye adlandırılan daha sonra Havra ve Manastır (Kilise) olan bu ibadet yeri İslamın gelmesiyle cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.Bazı kaynaklarda Deyrül-cudi (Cudi Manastırı)) geçmesinin sebebi budur.Cudi’de kalacak insanların ihtiyacı için yapılan üstü kapalı 3 adet sarnıç vardı.Ayrıca orada şeytan kovuğu,Gabriel kapısı olarak adlandırılan kısımlar gördük.
1983 Ağustosunda Amerikalı Astronnot James İrving ile Ağrı Dağı’na çıkan Süddeutschzeitung gazetesinin başyazarı Hans Tomas başkanlığındaki Bavyeralı 6 araştırmacı günlerce yapılan inceleme ve araştırmalarda bir şey bulamadıklarından,Cudi ‘de araştırma yapmak üzere Cizre’ye geldiler.Bir tercüman iki asker yanımıza alıp,danışman ve rehber olarak Cudi’ye gittik.Yukarıda tufan ile ilgili sayılan tarihi eserleri tespit ettik.Ayrıca Çeko tepesine ikinci gece tırmanarak,Asur kralı Sanherib’in kabartma heykellerini görüntüledik.1984 yılında bu gezimiz Almanya’da adı geçen gazetede yayınlandığında ”Ve Nuh Ararat dağına indi”şeklindeki İncil’in sözleri yanluş değil.Ama Kur’an daha sınırlayıcı.Bu koca dağ silsilesinde belli bir tepeyi tespit etmiş,Cudi tepesini.Tepe,Mezopotomya üstünde ve 2114 m.yüksekliğinde bir duvar gibi duruyor” şeklindeki ifadelere yer verilmiştir.
”Onbinlerin Dönüşü”adlı kitabında Xenephon milattan önce 401-400’de Karduklar’dan bahsetmiştir.”Karda ve Karduklar,Kentires (Botan) ırmağının doğusunda bulunur” demektedir…..İslam Ansiklopedisi; ”aynı ismin daima Dicle nehrinin solunda,Cudi dağı yakınındaki bölgeye verildiği ve klasik eserlerde bu ismin Korduene şeklini aldığı görülür.Aramiler de bu bölgeye Baş-Kardu ve zamanımızın Cezire-i İbn Ömer (Cizre) kasabasına da Kardu Gazartası derlerdi.Ermeniler Karduh,Araplar da Bakurda (Karday) ismini kullandılar” ifadelerine yer verir.Ayrıca İbnü’l- Esir ”Bakarda nahiyesi, Cezire-i Ömer’e bağlı olup,200 köy ihtiva ediyordu ve Dicle’nin sol tarafında Bazabda karşısında bulunuyordu.” demektedir.
Cudi,Cizre’nin kuzeyinde bulunan Missiri köyünden itibaren doğuya doğru yavaş yavaş Irak Gılale şehrine kadar uzanan 2124 m. yüksekliğinde,Arabistan’a ve eskiden en büyük şehirlerden Musul’a yakın,Dicle’nin solunda,Dicle,Zap ve Hezil alanında bir sıradağdır.Günümüzde de Şırnak yolu üzerinde Kasrik’e varmadan Bakarda köyü bulunmaktadır.Cizre’nin Yafes mahallesinin bitişiğinde yarısı Türkiye’de yarısı Suriye’de ve eskiden Cizre’nin adı olan Bazabda,eskiden şehrin bir mahallesi idi.Şimdiki Katran köyünün adı yerel dille Bazift’tir (Bazibda).Birçok tarihçinin bahsettiği Bazabda,Bakarda,Karda Cizre havalisidir.Çünkü Kasrik,Cizre,Dirsekli üçgeninde Bakarda köyü halen mevcut olup Bakarda adı yerel dille haen kullanılmaktadır.El-Cezire,Cizre’nin bir adı olduğu gibi şu anda Suriye’de kalan Cizre’nin 90 köyüne verilen ad olup,bu köylerin tümüne ve Malikiye (Derik) ilçesini kapsayan bölgeye El-Cezire denilirdi.El-Cezire’de,üzerinde Nuh’un gemisi ile ilgili tarihi eser bulunan tek dağ Cudi Dağı’dır.
Tevrat’ta,”Nuh güvercini gemiden dışarıya saldğında ağzında bir zeytin dalı ile döner”denmektedir.Ağrı dağında zeytin ağaçları yetişmez,ama Cudi dağının güneyi,doğusu ve batısı zeytinliklerle bezenmiştir.Şah,Hebler,Hesena,Herbul,Gıreçulyan,Bespin köyleri Cudi’nin yamacaında olup arazileri zeytinlerle doludur.Cudi’de yabani üzümler,armutlar,palamut,ışkın,menengiç ve salatada kullanılan kalın saplı çeşitli otlar mevcuttur.Bol miktarda pınarları vardır.Oraya inen Nuh ve beraberindekiler bol rızıkla karşılaşmışlardır.
Hz. Nuh’un bir oğlunun adı (Yafes) Cizre’de çok önemli bir köprüye verilmiştir. Köprü bugün Suriye topraklarındadır.
Habur yakınlarında Hayırsız dağlar (Çıyaye Behayır) bulunur. Bölgedeki inanışa göre Nuh’un gemisi önce bu dağın üstünde durmak istemiş,dağ kabul etmeyince Cudi’ye oturmuş.Bu yüzden adı geçen dağa Hayırsız Dağlar denilmiştir.
Hz. Nuh Guti Yazıtları’na göre önce dağın zirvesinde kendine bir ev yaptı. Bu evin temelleri hala mevcuttur.Kışın karın yağması ile kendisi ve çocukları hastalandığında sıcak olan Rayat bölgesineinip,orayı inşa etmiş ve orada ölmüştür.Rayad Cizre’den Zaho’ya kadar olan düz ovaya denilr.Şimdi de ”Silopi jı Rayat’ın”diye bölgede kullanılan bir atasözü vardır.Bu atasözüne göre de Cizre,Silopi ve Habur Rayat bölgesindedir.
Hz. Nuh bir ara Cudi dağının kuzeye bakan eteğinde Heştan (Semanin) köyünü kurmuştur. Ayrıca dağın eteğinde bulunan Cuma köyünde bir toplantı yaptıklarından o köye Cuma adı verildiği söylenir.Hz.Nuh eskiden geldiği sıcak memleketin özlemini gidermek için sıcak olan Cizre’yi seçmiş ve bu şehri kurmuştur.Temmuz ve Ağustos aylarında Cudi’nin tepesindeki Şırnak’a yazlığa gittiği söylenir.
Nuh peygambere ait tarihi kıbleteyn taşı Cizre Müzesi’ndedir. Öte yandan Mecdüddin Ya’küb Firazabadi Kamus’unda şöyle demektedir:”Derebuna,Kettennur,Ebyun Cizre’dedir.Orada büyük bir bodrum vardır.O bodrumun içinde büyük bir mezar vardır,diyorlar.Bu mezar Nuh’un mezarıdır.”Bu konu ile ilgili taş kitabe de Cizre Müzesi’ndedir.
Kur’an Cudi’yi mübarek, kutsal olarak vasıflandırmıştır. Ayrıca Cudi herşeyi ile cömerttir.Yazlığı.kışlığı.kömürü.petrolü,vanedyum ve elmas madeni ile nimetlerini bize sunmaktadır.Halk tarafından ”Cudiye Murada”olarak adlandırılmıştır.Yaygın inanışa göre 7 defa Cudi panayırına katılan hacca gitmiş gibidir. 34_2_9_2007_927
Gudi İmparatorluğu döneminde,hem Hz. Nuh’un Cizre’de olduğunu gösteren, hem de Nuh’un gemisinin Cizre yanındaki Cudi ‘de durduğunu ispat için Cizre surları gemi şeklinde yapılmıştır.Geminin sivri ucu kuzeye,yuvarlak tekne kısmı güneye bakar şekilde inşa edilmiştir.Geminin sağ küreklerine Tor kapısı,sol küreklerine Deşt kapısı yerleştrilerek gemi gösterilmiştir.

Sonuç olarak;Hz. Nuh Türbesi ve Camii’nin Cizre’de bulunuşu,Cizre surlarının gemi şeklinde inşası,Nuh özel mihrap taşının Cizre’de mevcudiyeti,Asur Kralı Sanherib’in tufan ile ilgili kabartmalarının Cudi Dağı üzerinde tespit edilmesi,Cudi Dağı zirvesinin gemi yeri,Nuh’un evi, cami manastırı,kurban yeri,sarnıçları,şeytan kovuğu,Cebrail kapısı,Semanin (Heştan) köyü ve tufan ile ilgili birçok hatıranın ve Cudi panayırının hala yaşaması ve Karda,Bakarda,Bazabda’nın Cizre civarında yer alması,söz konusu geminin Cudi Dağı üzerinde durduğunu ve Nuh Peygamber’in de Cizre’de yattığını ispat eder.
Abdullah YAŞİN
 Eğitimci-Yazar