Ölüm ve Taziyeler

Ölü olduğu duyulduğu an, komşu, akraba, oradan geçen erkekler ölünün kapısı önünde beklerler. Cizre’de özellikle ölüm hususlarında yardımlaşma ve sosyal dayanışma hissi, gelişmiş olduğundan, herkes bir göreve atılır. Kimin önüne bir iş teklifi yapılırsa yapacağı gibi, teklifsiz zaruri işler hemen yapılır. Birisi doktora haber verir, ölüm tutanağı hazırlatılırken, bir diğeri hocayı çağırır. Biri mezar kazıcıyı bulurken, diğer biri kefen ve tabutu hazırlatır. Kapıda bekleyenler de, boşuna beklemezler Bunlardan Kur’anı Kerimi bilenler mevcut diz halindeki hatmi şerifi indirmek için okumaya başlarlar. Bu sırada cenaze yıkanır, kefenlenir. Herkes mahzun bir şekilde, bekler. Konuşmalar çok az yapılır.
Ölüm döşeğinde olan kişiye akrabaları tarafından LAİLAHEİLALLAH, kelimesi telkin ederler. Mevcut varsa bu anda ağzına çok hafif bal sürülür. Sonra yüzünü kıbleye karşı döndürürler. Bir diğeri bu esnada YASİN-t ŞERİFİ okur, ölüm olunca, göz ve ağzı açık kalmış ise, biri tarafından kapatılır. Elleri ayağı düzgün bir şekilde uzatılır. Karnına şişmesin diye ağır bir şey bırakılır, Sonra yüzü örtülür,
Ölünün bir akrabası veya komşusu tabut, kefen, pamuk gibi lüzumlu eşyaları ile ıskat denilen ölü buğdayını temin eder. Ekseriyetle ölünün masrafını bir hafta sonra alır. İmam ölüyü bir yardımcıyla yıkar kefenler. Tabuta sağ yanı üzerine bırakır. Bu sırada çevreye ödü hayrına ekmek, lokum, helva dağıtılır. Yeminleri, bazı İbadetlerinin noksanlıkları İçin fakirlere buğday dağıtılır, Bu buğday dağıtımına la- kat adı verilir. Bir kaç kişi içeri girip, cenazeyi dışarı alırlar. Cizre’de tabut el üzerinde taşınır. Böylece hayır ve sevap kazanmak İçin, görenler cenazeyi sırayla taşır. Tabut üzerine basan Kurandan ayetler Yazılı örtü konulduğu gibi, halı ve başka şeyler de örtülmektedir. Cenaze gelenek İcabı çarşıdan geçirilir ki, çok kişi üzerinde namaz kılabilsin. Bazı cenazeler önünde, Salâvatı Şerifeler beraberce okunduğu gibi, çoğunluk sessizce ölüye eşlik eder. Bazı seyit ölülerinde önlerinde yeşil alem olmak üzere arkasında salavatla def çalınır. Cenaze Ulu cami’ye götürülür. Orada üzerinde namaz kılınır.
Cizre’de genel olarak her ailenin ölülerinin toplandığı yerlere Cebane denir. Aile mezarlığı anlamına gelir. Mezara getirilen cenaze İçin hazırlanan kabir tamamlamışsa, derhal içine konulur. Eğer hazırlanamamışsa, ölü tabutu yere bırakılır. Kur’anı bilenler bu esnada tekrar okumaya başlarlar. Mezar hazır olunca, İki kuşak mendili İle tabut mezara daldırılır Lahit denilen göğüs taşlan örülen duvarlar üzerine tabutu örtecek şekilde konulur. Sonra ya otlar veya naylon, mukavva taşların üzerine bırakılır. Toprağın tabut üzerine dökülmesi böylece önlenir. Artık bu naylon veya otlar üzerine halk tarafından toprak atılarak çukur doldurulur. Bu sırada bir imam veya bilen bir kişi biraz toprağa 7 sefer Kadr suresini okuyup mezara döker. Halk toprak dökme ile uğraşırlarken, bir imam Yasini okumaya başlar. Yasinin bitmesi İle mezar hazır bir hale getirilir. İmam Telkin okumak üzere ölünün başucuna oturup okumaya başlayacağı sırada, halk ayağa kalkıp mezara yaklaşarak el bağlar. Büyük bir sessizlik ve huşu İle imamı dinlemeye başlarlar. Telkinden sonra, topluca fatihayı şerif okunur. Bu sırada birisi «Bu ölü hakkında ne dersiniz!» diye bağırır. Herkes «Allah af eylesin» gibi cümlelerle karşılık verilir. Artık ölü gömülmüş akrabalarının gönlü kırık herkes sıra ile ölünün en yakın akrabasının yanından geçerek, «Allah af etsin, Allah imanınızı kamil etsin,sabır versin, » dilekleri ile teselliye çalışırlar. Ölünün en yakınları halk giderken onlar mezar başında 5 – 10’ beklerler. Mali durumları müsaitse, çadır kurdurulup, imam tutulur ve gece – gündüz Kur>ana ara vermeden üzerinde okurlar. Bazısı cuma gecesine kadar yetiştirdiği gibi, bir kısmı da üç gece veya bir gece okuturlar, ölü akrabalar dönüşte evleri müsaitse eve, müsait değilse mahalle mescidine gidip otururlar. Yakın ve tanıdıklar başsağlığına gelip fatiha okurlar. Bu, üç gün sürer. İlk gün hariç, diğer iki günde sabah güneş doğuşundan az sonra ve ikindi namazından sonra olmak üzere iki sefer İmamın başkanlığında mezara Yasin okumaya gidilir. Bu üç gün boyunca her camiye giden kişi Fatiha diye yüksek sesle bağırır. Camide bulunanların tümü, -Fatihayı okumaya başlar. Dört vakit namaz cemaatle kılınır. Sabah namazında evinde bulunduklarından namazdan sonra camiye gelirler. Her namaz sonunda, cemaat sırasıyla Fatiha diye bağırır, mevcut olanların tümü her defasında Fatihayı tekrar okur. Diğer boş zamanlarda imam teselli verici vaizlerde bulunur.
Ölü evinde üç gün yemek yapılmaz. Bu sırada komşu, akraba ve Dostlar evlerinde pişirdikleri yemekleri ölünün evine gönderirler, Taziye de devamlı oturanlar bu yemekten yerler. üçüncü gün öğleyin adet üzere olduğu gibi, ölünün sevabına yemek yapılıp dağıtılır. En çok pilav ve tirid (Haşlama)dağıtıldığı gibi, diğer tür yemeklerde dağıtılır. Bu yemek tüm fakirlere, komşulara ve mahalle halkına dağıtılır, Ayni gün ikindi namazından sonra mezardan dönülünce, en yakınlarından biri tarafından berber çağırılıp getirilir. Büyükten başlamak üzere saçları ve sakallan araş edilir. Bir imam tarafından (İç günlük yasin bittiğini, yaş devam edecekse bunun İslam dışı bir şey olacağım haber verilir. Böylece toplu olarak kalkıp dağ-ılırlar. Bir başkası da, ölü evinin çamaşırlarını yıkattırır Ölünün gömüldüğünü takip eden ilk Cuma günü hutbeden sonra yine topluca mezara gidilip Yasin okunur. Ölünün bir yılı dolunca, yıldönümü münasebetiyle yağlı, şekerli, sütlü ekmek yaptırılıp helva ve lokumla birlikte dağıtılır, Bazıları da ölüleri için Hatim İndirtirler. Cizre’de ölüler diğer yerlerin ölülerine nazaran çok şanslıdırlar. Çünkü her ölü için enaz altı defa mezara topluca gidilip Yasin’i Şerif okunur. Bu ölüye hem Fatihalar okunduğu gibi bu sıralarda okunan Yasin’i Şeriflerde mezardaki ölülere de verildiği gibi tüm müminlere de verilir.