Gelenek ve Görenekler

Ana Sayfa » Cizre Şehir Rehberi » Gelenek ve Görenekler

SÜNNET VE KİRVELİK

Sünnet olacak çocuk veya çocukları bir evde toplarlar.Tüm akrabalarda bir oda da toplanırlar.Yemekler yapılıp çalıgılar çalınıp oynarlar.Çocuğu sünnet olacak baba ile çocuğun kirvesi çağrılır.Kirvesi çocuğu kucağına alır sünnet edilir.Sünnet edildikten sonra çocuğu yatağına götürürler.Daha sonra çocuğa hediyeler takılır.Sünnet işi bittikten sonra sünnetçi bir tepsi eline alıp gelen misafirler arasında tepsi gezdirilir toplanan para sünnetçiye verirler.Kirveler bir kaç gün üst üste birbirlerine küçümsenmeyecek hediyeler göndeririler.

Kirvelik sonraki zamanlar için de iki aile arasında önemli bir bağ oluşmasına sebeb olur.Aileler birbirlerinin düğünlerinde,taziyelerinde.bebek doğumunda birbirlerine destek  olup, sahiplenme duygusu içine girerler.

DÜĞÜNLER

Cizrede genel olarak görücü usulu evlenmeler oluyor.ama bir birlerini kapı pencere veya sokakla köşe başlarında beğenipte evlenenler yok değildir.İslam dini emir ve yasakları mevcut olduğu gibi nadiren aileler bir birlerini görme iznini verirler.

   Kız beğenen erkek durumu annesine açıklar.Anne de müsait bir zamanda durumu babaya açar.Anne-baba kızı ve ailesini kendilerine uygun görürlerse kız isteme kararı alınır.Bazı aileler ihtiyar bir yaşlı kadını kızın evine ağız yoklamasını yapmak ve yol açmak için gönderirler.Bu durumda kızın annesi eşine durumu açıklar.Kızın babası akrabalarına danışır uygun görüldüğünde ikinci kez gelen yaşlı hanıma durumu kızın annesi açıklar ve erkek tarafının gelmesi için gün belirlerler.Uygun görmedilkleri zaman da bahaneler uydurarak olayı kapatırlar. Erkek tarafı geldiğinde dini şartlarla başlık ve kıza verilecek ziynet eşyaları üzerinde anlaşılır.Kız evine giden heyet oğlanın annesi ninesi ve uygun görülen akrabalarla beraber gidilirBaşlık 60-70 yıl önce 30-40 mecidiye idi.Ziynet eşyası üzerinde antlaşma yapıldıktan sonra heyetin beraberinde getirdikleri tatlı ve şekerlemeler tüm akraba ve komşulara dağıtılır.Nişanın yapılacağı günün evvelinde bir kadına çay şekeri verilip eve eve dağıtılır.Bu şeker davetiye anlamındadır.Nişanda ailelerin tutummuna göre davul zurna çalınır,önde çalgıcılar arkada da bayanlar ve onlarında arkalarında hammal veya yabancı kadınların başında sofralarla dizilmiş entari ve değişik hediyelerle gidilir.Kızın evine geldiklerinde erkek tarafı oynar kız tarafı da şerbet yapma ve dağıtımıyla uğraşır.Oğlanın annesi veya gelen misafirler arasında mesut bir kadın seçilir ona altınlar verilir o da gelin adayına bu altınları takar.Sonra gelini oynamaya kaldırırlar ve şabaşlarla çalgıcılara para verirler.
   Düğünün yapılacağı günü erkek tarafı ile kız tarafı belirlerKız verme gününde geline verilmiş bütün sözler yerine getirilir.Verilen başlık parasıyla erkek evine hangi eşyay alınmışsa gönderilir.Düğünler Cizrede 3 gün 3 gece devam eder.Birinci günde el vurma (destkutank),ikinci gece kına gecesi(destreş),üçüncü gece sabahbaşı (sersıbehi) adı verilimiş.Erkek ve kızz evi davetiye yerine sabun ve kınayı bir yaşlı kadınla beraber düğüne katılacaklara gönderirler.eğer gönderilen sabun ve kına fazla ise o evin damat evine baklava veya kurabiye tepsisi göndermesi anlamına gelir.Erkekğin tarafından bir kaç kişi çarşıyı şifaen dolaşırlar ve düğüne cizreli erkekleri davet ederler.
   Düğünün ilk gecesi çalgılar çalınarak erkekler ayrı bayanlar ayrı oynarlar.İlk gecenin ardındaki sabah erkek evi kız evinden çeyizleri davul zurna eşliğinde dışardan görünecek şekilde sergileyerek getirirler.Eşyalar damatın evine geldikten sonra eşyaları teşhir ederler.
   Düğünün ikinci gecesi kına gecesidir.Düğün ya büyük bir evin avlusunda ya da geniş bir soksk veya caddede yapılır.Düğün yerine çay ocağı kurulur çalgıcılar getirilir ve gece yarıma kadar halaylarla eğlenilir.Bu arada saat 22.00 den sonra kadınlar davul zurna eşliğinde kız evine giderler gelinin eline kına yakar ve türküler söyleyip halay çekerler.
   Kına gecesinin ertesi sabahı berber çağırılır damadı traş ettirir daha sonra damatın arkadaşları tarafından damatı alarak banyosunu yaptırıp giydirirler. Gelini saat 16.00`a doğru almaya giderler.Gelin arabası süslenir konvoyla davuul zurnalı geline almaya giderler.Gelinin akrabaları pışder ( kapı arkası ) damatın akranasında ufakta olsa alınır.Ancak bazı aileler bunu yapmazlar.Gelin getirildikten sonra damat arkadaşları tarafından yakın bir yere götürülür ta ki gelini içeri alana kadar.Ama şimdi genelde damat gelini almaya gidiyor.Gelin eve girmeye bir kaç adım kala eline bir yumurta verilir ve kapı üstünde bulunan duvara çalınır.Bu sırada damat arkadaşları tarafından götürülen yerden türkü eşliğinde eve getirilir.Damat giydirilirken göğsüne biraz pamuk ve altın takılır ki halk tarafından tanınsın.Eve girmeden ayağının dibine bir koyun veya keçi kesilir içeri salınır.İçeri girer girmez ayağının dibinde içi bozuk para ve şekerle dolu bir tesi kırılır.Onunda eline bir yumurta verlilip kapı üstğndeki duvara atmasını söylerler.Odaya girdikten sonra gelin ayağa kalkar saygı gösteriri tam bu sırada kim kimin ayağına daha çabuk basar yarışması başlar.Daha sonra gelinle beraber gelen akrabası her ikisinin elini bir birlerini sevip saysınlar diye şekerli suyla yıkarlar.
   Düğünün son gününde ise erkeler pikniğe giderler.Pikniğe giden misafirler beraberlerinde baklava koli bisküvi meyvesuyu,kola vs.. gib ihediyeler götürürler Bu arada da bayanlar evde gelini halaya kaldırırlar ve beraberlerinde getirdikleri para altın gibi ziynet eşyaları da geline hediye edip takarlar.
   Gelinin geldiği beşinci geceye şevapenç(beşinci gece) denilir.Bu gecede gelinin annesi yakın akrabalarını çağırarak kızının evine ziynet veya para vermek için giderler.ayrıca beraberlerinde kurabiye ve değişik cizre tatlıları götürürler.Aradan epey zaman sonra kızın babası kızını evine yemeğe davet eder.Bu davette gelin beraberinde küçük bir kız götürür.Yemeğe cizrenin mahalli ve meşhur yemekleri yapılır.Kıznın kayınbabasını kayınvalidesin, ve diğer akrabalarını yemeğe davet ederleri.Yemekten sonra herkes mutluluk dileyip ayrılır.Geç vakitlerde de damatta müsade ,isteyip evine döner.

GİYİM VE SÜS EŞYALARI

Yöresel giyim şal şapiktir.1970 lerden sonra bunun yerine takım elbise girmiştir.İhtiyarlar şalvar ceket yelek ve kasket giyerler.Eskiden fermani denilen bir çeşit giyisi de giyilirdi.Bayanlar da çarşaf giyerler.

     Köylü erkekler, şalvar ceket ve başa beyaz veya puntulu mendil sararlar.Bayanları çarşaf giymez.Başa mendil veya tülbent takarlar.Elbiselerine levendi denilen bir giyisi iliştirilirler.
   Cizre içi eskiden bayanlar başlarına kadife mukavvadan bir takke taktıktan sonra üzerine puşu bağlarlarıdı.İslamiyette örtünme mecburiyeti gelince bunlarında üzerine tülbent örtülmeye başlandı.Zengin ve bey soyundan gelen kesimde Ceynikizir adı verilen altından bir süs eşyası takkeye iliştirilirdi.Ayrıca tasazir altın lira,ğazi,mahmudi,guli takılı bir altın tas başa takılırdı.Bir de heyase adı verilen bele takılı bir ssü kemerde son zamanlara kadar da kullanılırdı.
    Hızma buruna takılırdı.Tetreme,Bergahar,Gerdeni Hıcol,derkezi gibi cizreye ait altın süslerde vardı.
    Günümüz Cizre bayanları için altın zinnetler hala vazgeçilmez en önemli süs eşyasıdır.

ÖLÜM VE TAZİYELER

Ölü olduğu duyulduğu an, komşu, akraba, oradan geçen erkekler ölünün kapısı önünde beklerler. Cizre’de özellikle ölüm hususlarında yardımlaşma ve sosyal dayanışma hissi, gelişmiş olduğundan, herkes bir göreve atılır. Kimin önüne bir iş teklifi yapılırsa yapacağı gibi, teklifsiz zaruri işler hemen yapılır. Birisi doktora haber verir, ölüm tutanağı hazırlatılırken, bir diğeri hocayı çağırır. Biri mezar kazıcıyı bulurken, diğer biri kefen ve tabutu hazırlatır. Kapıda bekleyenler de, boşuna beklemezler Bunlardan Kur’anı Kerimi bilenler mevcut diz halindeki hatmi şerifi indirmek için okumaya başlarlar. Bu sırada cenaze yıkanır, kefenlenir. Herkes mahzun bir şekilde, bekler. Konuşmalar çok az yapılır.
Ölüm döşeğinde olan kişiye akrabaları tarafından LAİLAHEİLALLAH, kelimesi telkin ederler. Mevcut varsa bu anda ağzına çok hafif bal sürülür. Sonra yüzünü kıbleye karşı döndürürler. Bir diğeri bu esnada YASİN-t ŞERİFİ okur, ölüm olunca, göz ve ağzı açık kalmış ise, biri tarafından kapatılır. Elleri ayağı düzgün bir şekilde uzatılır. Karnına şişmesin diye ağır bir şey bırakılır, Sonra yüzü örtülür,
Ölünün bir akrabası veya komşusu tabut, kefen, pamuk gibi lüzumlu eşyaları ile ıskat denilen ölü buğdayını temin eder. Ekseriyetle ölünün masrafını bir hafta sonra alır. İmam ölüyü bir yardımcıyla yıkar kefenler. Tabuta sağ yanı üzerine bırakır. Bu sırada çevreye ödü hayrına ekmek, lokum, helva dağıtılır. Yeminleri, bazı İbadetlerinin noksanlıkları İçin fakirlere buğday dağıtılır, Bu buğday dağıtımına la- kat adı verilir. Bir kaç kişi içeri girip, cenazeyi dışarı alırlar. Cizre’de tabut el üzerinde taşınır. Böylece hayır ve sevap kazanmak İçin, görenler cenazeyi sırayla taşır. Tabut üzerine basan Kurandan ayetler Yazılı örtü konulduğu gibi, halı ve başka şeyler de örtülmektedir. Cenaze gelenek İcabı çarşıdan geçirilir ki, çok kişi üzerinde namaz kılabilsin. Bazı cenazeler önünde, Salâvatı Şerifeler beraberce okunduğu gibi, çoğunluk sessizce ölüye eşlik eder. Bazı seyit ölülerinde önlerinde yeşil alem olmak üzere arkasında salavatla def çalınır. Cenaze Ulu cami’ye götürülür. Orada üzerinde namaz kılınır.
Cizre’de genel olarak her ailenin ölülerinin toplandığı yerlere Cebane denir. Aile mezarlığı anlamına gelir. Mezara getirilen cenaze İçin hazırlanan kabir tamamlamışsa, derhal içine konulur. Eğer hazırlanamamışsa, ölü tabutu yere bırakılır. Kur’anı bilenler bu esnada tekrar okumaya başlarlar. Mezar hazır olunca, İki kuşak mendili İle tabut mezara daldırılır Lahit denilen göğüs taşlan örülen duvarlar üzerine tabutu örtecek şekilde konulur. Sonra ya otlar veya naylon, mukavva taşların üzerine bırakılır. Toprağın tabut üzerine dökülmesi böylece önlenir. Artık bu naylon veya otlar üzerine halk tarafından toprak atılarak çukur doldurulur. Bu sırada bir imam veya bilen bir kişi biraz toprağa 7 sefer Kadr suresini okuyup mezara döker. Halk toprak dökme ile uğraşırlarken, bir imam Yasini okumaya başlar. Yasinin bitmesi İle mezar hazır bir hale getirilir. İmam Telkin okumak üzere ölünün başucuna oturup okumaya başlayacağı sırada, halk ayağa kalkıp mezara yaklaşarak el bağlar. Büyük bir sessizlik ve huşu İle imamı dinlemeye başlarlar. Telkinden sonra, topluca fatihayı şerif okunur. Bu sırada birisi «Bu ölü hakkında ne dersiniz!» diye bağırır. Herkes «Allah af eylesin» gibi cümlelerle karşılık verilir. Artık ölü gömülmüş akrabalarının gönlü kırık herkes sıra ile ölünün en yakın akrabasının yanından geçerek, «Allah af etsin, Allah imanınızı kamil etsin,sabır versin, » dilekleri ile teselliye çalışırlar. Ölünün en yakınları halk giderken onlar mezar başında 5 – 10’ beklerler. Mali durumları müsaitse, çadır kurdurulup, imam tutulur ve gece – gündüz Kur>ana ara vermeden üzerinde okurlar. Bazısı cuma gecesine kadar yetiştirdiği gibi, bir kısmı da üç gece veya bir gece okuturlar, ölü akrabalar dönüşte evleri müsaitse eve, müsait değilse mahalle mescidine gidip otururlar. Yakın ve tanıdıklar başsağlığına gelip fatiha okurlar. Bu, üç gün sürer. İlk gün hariç, diğer iki günde sabah güneş doğuşundan az sonra ve ikindi namazından sonra olmak üzere iki sefer İmamın başkanlığında mezara Yasin okumaya gidilir. Bu üç gün boyunca her camiye giden kişi Fatiha diye yüksek sesle bağırır. Camide bulunanların tümü, -Fatihayı okumaya başlar. Dört vakit namaz cemaatle kılınır. Sabah namazında evinde bulunduklarından namazdan sonra camiye gelirler. Her namaz sonunda, cemaat sırasıyla Fatiha diye bağırır, mevcut olanların tümü her defasında Fatihayı tekrar okur. Diğer boş zamanlarda imam teselli verici vaizlerde bulunur.
Ölü evinde üç gün yemek yapılmaz. Bu sırada komşu, akraba ve Dostlar evlerinde pişirdikleri yemekleri ölünün evine gönderirler, Taziye de devamlı oturanlar bu yemekten yerler. üçüncü gün öğleyin adet üzere olduğu gibi, ölünün sevabına yemek yapılıp dağıtılır. En çok pilav ve tirid (Haşlama)dağıtıldığı gibi, diğer tür yemeklerde dağıtılır. Bu yemek tüm fakirlere, komşulara ve mahalle halkına dağıtılır, Ayni gün ikindi namazından sonra mezardan dönülünce, en yakınlarından biri tarafından berber çağırılıp getirilir. Büyükten başlamak üzere saçları ve sakallan araş edilir. Bir imam tarafından (İç günlük yasin bittiğini, yaş devam edecekse bunun İslam dışı bir şey olacağım haber verilir. Böylece toplu olarak kalkıp dağ-ılırlar. Bir başkası da, ölü evinin çamaşırlarını yıkattırır Ölünün gömüldüğünü takip eden ilk Cuma günü hutbeden sonra yine topluca mezara gidilip Yasin okunur. Ölünün bir yılı dolunca, yıldönümü münasebetiyle yağlı, şekerli, sütlü ekmek yaptırılıp helva ve lokumla birlikte dağıtılır, Bazıları da ölüleri için Hatim İndirtirler. Cizre’de ölüler diğer yerlerin ölülerine nazaran çok şanslıdırlar. Çünkü her ölü için enaz altı defa mezara topluca gidilip Yasin’i Şerif okunur. Bu ölüye hem Fatihalar okunduğu gibi bu sıralarda okunan Yasin’i Şeriflerde mezardaki ölülere de verildiği gibi tüm müminlere de verilir.

DOĞUM

Doğum; Anne, kızının hamile olduğunu anlar anlamaz doğacak olan torunu İÇin hazırlıklara başlar, Elbiseler, karyola, beşik ve gerekli ihtiyaçları temine çalışır. Doğumun olacağı sıralarda bir yerli ebe çağırılır, hazırlıklar yapılır. Son ana yaklaştığında hastaneden ebe alınır.

Doğum olduktan sonra çocuk yıkanır, göbeği kesilir bağlanır ve kundaklanır. Gözlerinin hatlarını belirtmek için sürme sürülür bu sırada anne bir-iki gün bebeği emzirmez toz şeker verilir ki, bağırsaklarındaki pislikler atılsın diye. Sonra sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okunur. Çocuğa güzel bir isim takılır.Cizre`de yeni doğan çocuğa (eskisi kadar yaygın olmasa da) bir aile büyüğünün ismi verilmesi geleneği devam etmektedir.

Kızın annesi bir haftaya kadar hazırlıklarını tamamlayıp akrabaları evine çağırır, Böylece herkes bir hediyelik almak üzere, kızın annesinin evine gider. Anne de çocuğa beşik, karyola, yatak ve diğer ihtiyaçlarını arabaya ve el arabasına bindirir. Diğer bayanlar ellerinde anneye getirdikleri hediyelik entarileri ve yavruya getirdikleri giysileri taşırlar. Bebeğin olduğu eve gidilir Herkes hediyesini verir ve ikram yapıldıktan sonra herkes evine dağılır.

ASKERE GÖNDERME

Askere gidecek kişi, yakın akrabaları tarafından gitmeden bir hat On gün önce sırayla yemeğe çağırılır. Asker adayı, babası ve kardeşleriyle beraber bu davetlere çoğunlukla giderler. Her gece bir akrabasının evinde akşam yemeğine çağrılarak güzel bir gece geçirirler. Son ayrılık gecesinde askere gidecek kişinin evinde erkekler toplanır. Akraba, dost, tanıdık bu gece yatsıdan sonra görüşmeye gelirler. Bazı evlerde de bu daha güzel bir şekilde kutlanır. Bazı evlerde Mevlit okunduğu gibi, bazılarında da tıpkı güvey gibi Kınagecesi düzenlenir. Davul – zurna veya def çalıp, sabahlara kadar eğlenilir. Bazı evler köyden ve göçebelerden tanıdık dost ve akrabalarını çağırtıp, elele tutuşarak şarkı ve maniler söyleyerek oynarlar. Türküler koro halinde sabah ezanına kadar, mahalle üzerinde inler durur.
Sabahleyin erkekler ayrı, bayanlar ayrı bir kat ile halinde çocuğu uğurlamak üzere otobüsün yanına gelirler. Otobüs hareketinden önce asker adayı, hepsi i!e görüşür, el öper, tokalaşırlar. Nihayet otobüsün önünde birisi Ezan okuyarak, son görevlerini yapıp gönderirler.
İzin veya terhis dönüşünde yine yakın akrabalar davet eder, böylece o da askerlik hatıralarını tatlı tatlı anlatılır