Tarihi Eserler

KALELER

Cizre Kalesi :
Cizre’ye bağlı Çağlayan Köyünde başlı başına bir tarih yaşamaktadır. Cudi Dağının yamaçlarında bulunan Çağlayan`da kayzer, kale harabeleri bulunmaktadır. Kayzer kalesi diye adlandırılan yerde 6 Adet Asur kralı Sanherib`e ait kabartma heykel bulunmaktadır.
Finik Kalesi :
Finik Kalesi, Güçlükonak yolu üzeri, Dicle Nehri kenarında Düzova köyü ve İdil Hendek köyleri karşısında yani Dera dağının eteklerinde yeralmaktadır. Çok güzel bir suru olmakla birlikte Asur ve Gudi`lere ait kabartma heykeller bulunur. Su sarnıçları, kayadan oyulmuş evler, gizli su merdivenleri en önemli eserlendendir. Dünyaca ünlü şair ve mizahçı Fakı Teyran, bu kalenin medresesinde yüzlerce öğrenci yetiştirilmiştir.
Babil Kalesi :
Cizre ilçesi sınırları içinde ve şimdi Kebeli Köyü diye adlandırılan yerde I. Babil Devletinin başkenti bulunmaktadır. Babiller, Hitit ve Asur akınları, yüzünden kendi başkentlerini şimdi Irak`ta bulunan Babilonyaya taşıdıklarında, kalelerinde bulunan bir çok kalıcı eserle birlikte Tanrı Marduk ‘un ünlü heykelini de taşıdılar. Daha sonra Fransızların Suriye`yi işgalleri sırasında bir çok eseride onlar götürdüler. Geriye kalan eserlerin çoğu da bugüne kadar kaçırılmıştır. Babil Kalesi de zaman içinde yakılıp yıkılmıştır.

Cizre Beyliği döneminde II. Han Şeref Bey tarafında XIV.yüzyılda yaptırılmıştır. Cizre Akkoyunluların eline 1475 yılında geçerken Cizre Emirleri sürgün edilmiştir. Emir Bedrettin oğlu II. Şeref (Hanşeref) Boti Aşireti ve çevre halkının yardımı ile 1508 yılında Cizre`yi alırken duada bulunmuş. “Yarabbi ben tekrar Cizre’yi alabilsem sana bir camii inşa edeceğim” demişti. Allah da bu duasını kabul buyurduğundan Kırmızı Medrese`yi inşa ettirmiştir. Cizre`de Dağkapı Mahallesinin Şah Mahallesi ile kesiştiği nokta da sur üzerindedir. Güneyinde Mescit ile altında Şeyh Ahmed El-Cezeri adlı meşhur müfessir, yazar ve şairin türbesi ile, Cizre emirlerine ait aile mezarlığı da vardır.Medresenin içi avlulu olup, doğusunda batısında ve kuzeyinde dershaneler, yemekhane ve öğretmen lojmanları bulunur. Bunların bir kısmı halen yıkık olup, restorasyon çalışmalarına bu yaz başlanacaktır. Mihrabı beyaz taştan olup. Mihrabın çevresini iç bükey üçgenler sıralı bir dizi ters U şeklinde sararak, altlarda da, içe doğru döner. Mihrap boşluğu yarım daire planlıdır. Mihrabın üstü basık ve tuğla kubbe ile örtülüdür. Medresesin güney- batısında kare planlı bir oda bulunur ki, çok güzel motiflerle süslenmiştir. Bu oda Profesör ve Baş müderris odasıdır. Şair ve yazar Şeyh Ahmet El-Cezeri kullandığı gibi, Müftü Molla Zade`nin dedelerinden Şeyh İbrahim Sori de bu odada görev yaptığından burada gömülmüşlerdir. Medrese Cizre`ye özgü kırmızı tuğlalardan örüldüğü için Kırmızı Medrese denilir.
Yapımı bakımından Selçuklu mimari, açık avlulu medrese tipidir. Medreseye önden taşlardan örülmüş 4 basamakla girilebiliyor.Avlusu 15.16 *18.95 m. ölçülerinde dikdörtgen şeklinde olupuzun kenarları doğu ve batı yönlerindedir.Merdese batıda 18.95 m yerden yüksek olmakla birlikte su basmanı yerden 1.10 m yüksektedir.Güney yüzü 3 eyvanlıdır ve medresenin mesciti de bunun içindedir.
Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından bu medresenin birinci sınıf tarihi eser olduğu kabul edilmiş ve kısmen restore edilmiştir.
1 nci mezarda :Şereful Bohti oğlu Emir İmadeddin Yatmaktadır.
2 nci mezrada :Emir hacı seyfeddin bohti oğlu emir alauddin oğlu emir şerefuddin oğlu emir bedreddin oğluemir şemsuddin yatmaktadır.
3 ncü mezarda :Şehir merhum emir şemseddin kiriktili oğlu emir haci muhammed yatmaktadır.
4 ncü mezarda :Haci muhammed kiriktili kızı Naz susım yatmaktadır.
5 nci mezarda : mezar taşı okunmuyor sadece “dokuz yüz dört yılı hicir”olarak okunabiliyor.
6 ncı mezarda :mezar taşı okunmuyor sadece “yirmi dokuz teşrinisani dokuz yüz yirmi yedi cuma gündüzün sonunda”ibareleri okunabiliyor.
7 nci mezarda : Hiç bir mezar taşı bırakılmadığından bir şey anlaşılmamış.

Mir Abdal (Abdaliye ) Medresesi:
1437 yılında Cizre beylerinde Emir Abdullah (Abdal) İbn Abdullah İbn Seyfeddin Boti tarafından yaptırılmıştır. Güneyde idare odalarının altında dünyaca meşhur aşk öykü sahipleri Mem-u Zin türbeleri bulunur. Abdaliye Medresesi Cizre Dağkapı mahallesi ile mezarlık arasındadır.Medrese güneyde sağda bir mescit ve solunda bir dershane ile kuzey ve batıda bir talebe yurdu ve müderrislerin oturacağı bir lojmandan oluşmaktadır.
Mescit güneyde sağdadır ve bir duvarı şehir surları üzerindedir.Dış kısmı beyaz mermerdendir.Motiflerle süslü çok güzel bir mermer mihrabı ve mermer kapısı vardır.

Şazeh Medresesi :
Cizre beylerinden Mecduddin İbn Emir Abdal tarafından Cizre’nin Çağlayan köyünde bir medrese yaptırılmıştır. Çağlayan köyünün içine girerken medrese solda kalır.

Mehmet Ağa Kasrı :
Cizre, Dağkapı Mahallesi, Bayırağa sokakta bulunur. Bir kısmı siyah bazalt taştan, bir bölümü de beyaz kalker taştan yapılmıştır. Hamidiye Binbaşısı Fettah Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Nuh Peygamber Türbesi :
Nuh Peygamber Tufanı ile Cizre`ye yerleşen Hz. Nuh (A.S) vefatından sonra, Dağkapı Mahallesinde gömülmüştür. Burası daha sonra havraya, sonra kiliseye ve 639 yılında da camiye çevrilmiştir. Dünyanın en eski türbelerinden biridir. Ünlü tarihçi Cizreli İbnülesin Firuzabadi, Evliya Çelebi, Ebubekir Helevi ve Babili Berassus ( Bersis ) bu türbenin Nuh (A.S.) a ait olduğunu yazarlar. Nuh Camiinin güney kısmında caminin bodrumunda mezarı şerifleri bulunur. Önce merdivenle inilirdi. Uzun ve dar bir namazgahı geçtikten sonra türbeye varılırdı. Türbenin üzerinde bir de sanduka bulunuyordu. ŞİRGEV Vakfı`nın maddi desteği ile Nuh Nebi Yaptırma Yaşatma Derneği`ince Nuh Peygamber Külliyesi” restore edilmiştir.

Mem-u Zin Türbeleri :
Abdaliye Medresesi, Cizre Dağkapı Mahallesini mezarlığa bağlayan Cizre Surunun üzerinde kuruludur. Mem -u Zin türbeleri ise bu medresenin idare odalarının altında güneydoğu bölümündeki bodrumdadır.İçerden tavan kısmı delik olup, merdivenle inilmektedir.Mezarların ana duvarı çepeçevre siyah bazalt taştan yapılmıştır. Ancak tüm medrese kırmızı tuğladandır. Kubbede kırmızı bu siyah taşın üstüne inşa edilmiştir.

Cizre Ulucami :
639 yılında kiliseden camiye çevrilmiştir. Abbasi döneminde onarıma alınmıştır. 1160 yılında Cizre Emiri Baz Şah`ın oğlu Emir Ali Sencer tarafından büyük onarıma alınmış olup, minaresi 1156 yılında dört köşe şeklinde yapılmıştır. Cizre Ulucami, ortası delik büyük değirmen taşlarına benzer taşların üst üste konulup sütun yapılması ile üzerlerine kubbeler konulmak suretiyle yapılmıştır. Bu kubbeler demir köşe bentlerle birbirlerine sütunlar bağlanarak sağlamlaştırılmıştır. Her kapının üzerinde Kuran-ı Kerim ayet ve sureleri bulunur. Büyük demir kapısı şu anda Topkapı Sarayı Müzesi`nde 1983`teberi muhafaza altına alınmıştır. Üzerinde gümüş motifler, bakır şekilleri ikufi yazılar bulunmaktadır. Cizre Ulucami mescit ksımı Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyona alınmıştır.

KÖPRÜLER

Yafes Köprüsü ( Cizre Köprüsü ):
1164 yılında Zengi Devleti`nin Veziri Cemaleddin İsfehani tarafından ikinci kez onarılmıştır. Şu anda Cizre Köprüsü olarak adlandırılan bu eser, yıkıldıktan sonra bu zat tarafından tekrar yaptırılmıştır. Köprü Cizre surlarının 2 km mesafede olmakla beraber o zaman ki Cizre`nin bir mahallesi içindedir. 12 adet burç üzerinde 8 gezegen kabartması bulunur. Dicle nehri solundan geçerse Suriye tarafında kalır. Şu anda su yönü Suriye tarafından kalmıştır.Köprünün üzerinde Ashabikehf (Uyuyan yatırlar) adları yazılıdır. İnsan ve hayvan figürleri ile süslüdür. İlkel anlamda, güneş doğduğunda her ayın başında değişik bir burca ilk ışıklarını vurur. Çok mahirane bir şekil yapılmıştır. Üstün bir hesap ile mühendislik kullanılmıştır.
Akabin Köprüsü (Fevzi Çakmak Köprüsü : İmadettih Zengi’ nin oğlu Kutbeddin Mevduthan (1159-1170) tarafından yaptırılmıştır. İki tepe arasında bulunduğundan Arap döneminde köprüye Akabin Köprüsü denilmiştir. Fevzi Çakmak Cizre’ye geldiğinde köprüyü büyük onarıma aldırttığından Fevzi Çakmak Köprüsü olarak ta anılmaktadır. Üzerinde aslan ve oğlak figürleri bulunmaktadır. Köprü dört kemer ve iki göz üzerine inşa edilmiştir. Cumhuriyet öncesi ve sonrası yapılan onarımlarda köprü, üç büyük kemer ve iki göze indirilmiştir.

Cizre Köprüsü :
Eski dönemlerde bir ayağı yeni köprünün yanında diğer ayağı Cizre surlarının içinde olmak üzere bir köprü bulunmakta idi. Köprü yıkıldıktan sonra, 1923 yılına kadar sallardan oluşan köprü kullanılıyordu. Bir çok sal ve sandal yan yana getirilip geçiş sağlanıyordu.bunlar, akşam düşmanlara karşı tedbir olarak çözülür, gündüz bağlanırdı. 1968 yılında Cizre Köprüsü yeniden yapılmıştır.

Kasrik Köprüsü :
Şırnak iline bağlı belde olan ve Cizre’ye 11 km uzaklıkta bulunan Kasrik (Meşeiçi) köprüsü buradadır. Bu köprünün Cizre beyi Emir Muhammed tarafından ikince kez onarıldığı ve ilk temellerinin Gudilerden kaldığı söylenmektedir.

SURLAR

Cizre Surları:
Cizre surları Gudi İmparatorluğu döneminde yapılmıştır . Hz. Nuh (A.S) Tufanında sonra Nuh Peygamberin Cizre de yattığını ve Nuh Gemisinin Cudi Dağında durduğunu ispat etmek üzere Cizre surları “Gemi “şeklinde yaptırılmıştır. Nuh Nebi Camii`nin 25 m batısında bulunan Tor Kapısı, Deşt köprüsünün 25 m yakınındaki Deşt kapısı geminin küreklerini gösterir.
Surun tamamı siyah bazalt taştan yaptırılmıştır. Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığınca Cizre Surları tescil edilmiş olduklarından, onarıma peyderpey geçilmiştir. Sur, zamanla savaşlarla yıkılmış Asurlular, Babilliler, Medler, Emevi ve Abbasiler dönemlerinde onarılmıştır. İslam döneminde Kuran-ı Kerim ‘in tamamı surlara yazdırılmıştır. Sasani Hükümdarı Erdeşir Babekan (M.Ö..241-226) döneminde Cizre Sarayburnu kapısı yaptırılıp, aslanlar ve kitabe konulmuştur. Nehirden Şırnak ve yaylalara buradan gidilirdi. Surun üzerinde çok sayıda burç bulunmaktadır. Dikdörtgen şeklindeki Belek Burcunu Cizre Beyi Şeref Bin Muhammed Bin Hanabdal yaptırmıştır.

Babil Suru:
Tarihi süreç boyunca sur tahrip olmuş şu anda Babil Surlarının temelleri bellidir.

Finik Suru :
Güçlükonak ilçesinin Cizre ve Dicle tarafında kalan bir köyü olan Damlarca köyünde bulunmaktadır. Dicle Nehri sahilinde doğal kalker taştan suru olduğu gibi diğer bölümlerde de sur izleri vardır. Surun içinde kale, zindan, oturma evleri, çeşitli bölümler vardır. Sur sınırları içinde bir bayan kabartma heykeli vardır.

Arkeolojik Eserler (Ören Yerleri) :
Yöremizin tarih öncesi dönemlerine ilişkin bilgiler yetersizdir. 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Prehistorya Kürsüsü ile Shikago Üniversitesi Doğa Bilimleri Üniversitesi`nin birlikte yürüttüğü Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında yörede 46 buluntu yeri saptanmış ve incelenmiştir. Buluntu yerlerinde Neolitik, kalkolitik, Tunç,Helenistik, Roma, Bizans, İslam ve Yakınçağı kapsayan dönemlere ait çanak çömlekler ortaya çıkartılmıştır. Cizre`ye yakın bir noktada bulunan Damlarca ve Eskiyapı köyleri arasında Finik ören yeri İ.Ö.4000 yıllarına aittir. Dağlık bir bölgede yer alan kentte saray, zindan, sarnıç yerleri ve beyaz kalker taştan oyulmuş çok sayıda mağara ev bulunmaktadır. Finik kalesinin kuzeyinde ” Borzana Sitiya ” adı verilen yerde kayaya işlenmiş bir kadın kabartmasıyla, köyün kuzeydoğusunda yan yana duran bir kadın bir erkek kabartması bulunmamaktadır. Dicle Nehri`ne inen gizli su yolu su sarnıcı bu gün hala mevcuttur.
Cizre`nin Kuzeydoğusunda, Çağlayan Köyündeki Şah Ören Yeri, Cudi Dağı`nın en sivri noktasının eteğindedir. Yerleşmenin kuzeyi, doğusu ve batısı tamamıyla dağlıktır.bu dağlık kesimlerde Düşe, Çeko, Hırabe, Kayzer, Hırd kale harabeleri yer almaktadır. Köyün kuzeyinde, güneye doğru inen kayalar oyularak görkemli bir su bendi yapılmıştır. Bugünde, bu bentten su almaktadır. Yörede pek çok tarihi eşya, para ve heykeller çıkmaktadır. Ayrıca köyün etrafında, kayalara oyulmuş birkaç mağara ev vardır. Cizre`nin 20 km. güney batısında Suriye sınırı üzerindeki kebeli köyü`nde yer alan, Babil ören yerinin çevresi dikdörtgen biçiminde surlarla çevrilidir. Dış kaleyi oluşturulan bu surlarda yaklaşık 30 adet burç vardır. İç kale ise daire biçimindedir. Surlar yontulmamış bazalt kayalardan yapılan isim beyaz kalker taştan yapılmıştır.1992 ‘de yapılan bir kazıda bulunan Asur hükümdarına ait heykel Ankara Ankeoloji müzesinde korunmaktadır. Burada yapılacak kazılarda tarihi para,heykel ve tabletin bulunacağı söylenmektedir.
Cizre’ye 11 km uzaklıkta bulunan Kasrik ören yeri, Gutiler döneminde “Sazirka” olarak anılmaktaydı. Bir boğaz içinde yer alan yerleşmede, tarihi su bentleri, heykeller ve kent kalıntıları bulunmaktadır. Cizre ve Finik Beyleri`nin bu yöreyi yazlık olarak kullandıkları bilinmektedir
M.Ö. 4000 yıllarında Guti İmparatorluğu tarafından Cizre surları ile Cizre kalesi yaptırılmıştır. Cizre kalesi şehrin kuzeyinde Dicle Nehri kıyısındadır. 360 oda ve üç katlı olarak yaptırılmıştır. Babil, Med ve Asurlular tarafından onarım gördüğü gibi, Abbasiler döneminde Ömer oğlu Abdülaziz zamanında yıkılan yerler tekrar onarım görmüştür. Kale üzerinde Emir Seyfeddin İbn İzzeddin bey tarafından Seffiye Medresesi yaptırılmıştır. Şimdi hala kale üzerinde mihrabı bulunmamaktadır. Cizre kalesi siyah bazalt taştan yaptırılmış olup, bey ve saray binaları ile lojman kısımlar, mescit ve medrese, zindan, divan ve askeri kısımlardan oluşurdu. Cizre kalesi ‘nin doğusunda Dicle Nehri içinde bulunan kayalar Cizre beylerinin sadabad ve yazlık toplantı yeri idi. Sarayburnu kapısından bir geçişi bulunurdu.Belek burcu ile seyfiyye medresesi arasınd akalan yüksek yerde Şareşin denilirdi k ; burası beyin eğlence ve gazinosunun blunduğu yerdi. Ayrıca Dicle Nehrinin kıyısında da Mirler bağı (Reze miran) adı ile anılan mirlerin bahçeside vardır.Bu bahçe 1700 lü yıllara kadar da çeşit çeşit meyva ağaçları ile değişik hayvan türerinin bulunduğu olduğu söylenir.Kale ve şatonun suyu,Kuştepe ve Caferi Sadık kaynağından toprak borular döşenerek kale ve şatoya getirilmiştir.Kalenin bir zindanı bulunmaktadır.Kapısı güneye bakmakta içeri girişite sol kolda taşlardan bir merdiven ikinci ve üçüncü katlara çıkar.Yemekhane yetkilileri, gardiyan, nöberçiler ve sucuların bulunduğu bu bölüm zindan ihtiyaçlarını ihtiva eden o damardan meydana gelmitir. Zindanın duvarı çok kalın ve yuvarlak olup üstü kubbelidir.Dışarı açılan demirli iki penceresi bulunmaktadır.Bu pencerelerden bir tanesi doğuya bir tanesi da kuzeye bakmakta ve zindanın aydınlanma sorunu bu şekilde sağlanmıştır.Esas zindan bu kubbenin ortasında olup çapı 3-4 m oan geniş bir kuyudan meydana getirlimitir.Ayrcıca kalenin batısında develer hanı ile isimlendirilen zamanında jervan develerinin barındığı söylenmektedir.Bu bina kalenin altında ve sütunlar üzerinde kurulmuştur.
Çağlayan Kalesi (Şah Kalesi):
MÜZELER

İsmail Ebul-iz El Cezeri Müzesi :Büyük Fizikçi ve 60 makine mucididir. Cizre`de yaşamıştır. Arkeolojik ve Etnografik eserlerin bulunduğu bir müzedir. Abdullah Yaşın tarafından 16 Mayıs 1996 tarihinde İsmail Ebul-iz El-Cezeri Özel Müzesi, Ebul-iz ilköğretim okulunun bir odasında açılmıştır. İsmail Ebul-iz El-Cezeri Müzesi`nde şu ana kadar toplanan 280 Arkeolojik ve Etnografik eser vardır. Babil, Asur, Med, Guti, Selçuklu, Osmanlı Rum, Emevi, Abbasi dönemlerine ait arkeolojik eserler bulunmaktadır. Resimlerde, Müzede değişik dönemlere ait eserler görülmektedir.

MEDRESE VE CAMİLER

Kırmızı Medrese: (hazırlanıyor…)